Şerê Hesen Qela: Hasankale Savaşı'nı Anlatan Kaside ve Kürt Aşiretlerinin Cephedeki Rolü
Derwish Adem’in seslendirdiği “Şerê Hesen Qela” kasidesi, 1914’te Kafkas Cephesi’nde yaşanan savaşları halk hafızasının diliyle anlatıyor. Kasidenin merkezinde Hasankale (Hesen Qela), Pasinler Ovası, Rus kuvvetleriyle çatışmalar ve cepheye gönderilen aşiret savaşçıları bulunuyor.

Kasidede yalnızca savaşın kendisi değil, savaşın insanlarda bıraktığı büyük yıkım da anlatılıyor. Top sesleriyle başlayan çatışmalar, 24 saat süren süngü savaşları, yaralıların bir damla suya hasret kalması, annelerin oğullarını yolculardan sorması ve gençlerin ardından baba evine dönen gelinler, anlatının en çarpıcı bölümlerini oluşturuyor.
Hamidiye Alayları nasıl ortaya çıktı?
Bu hikâyenin arka planını anlamak için II. Abdülhamid dönemine gitmek gerekiyor.
Hamidiye Hafif Süvari Alayları, 1890'ların başında Doğu Anadolu'daki aşiretlerin askerî gücünden yararlanmak, merkezî otoriteyi güçlendirmek ve özellikle Rusya sınırındaki savunmayı desteklemek amacıyla oluşturuldu. Devletin hedeflerinden biri, bölgede atçılık ve binicilik konusunda tecrübeli aşiret mensuplarını düzenli askerî eğitim ve disiplin içerisine almaktı.
Teşkilat başlangıçta 21 alay olarak planlanırken gösterilen ilgiyle birlikte büyüdü. 1892'de 45, 1893'te 56, 1898'de 60 ve 1901'de 65 alaya ulaştı. TDV İslâm Ansiklopedisi, teşkilatın potansiyelinin 100 alay çıkarabilecek seviyede olduğunu belirtiyor.
Abdülhamid ile Kürt aşiretleri arasındaki bağ
Hamidiye Alayları yalnızca askerî bir düzenleme değildi. II. Abdülhamid, aşiret reisleriyle doğrudan ilişkiler kurarak onları padişah ve halife makamına bağlamaya çalıştı.
Kürt aşiretlerinin ileri gelenlerinin çocuklarının askerî okullara kabul edilmesi, aşiret reislerine askerî rütbeler verilmesi ve bazı ekonomik ayrıcalıklar sağlanması bu ilişkinin parçalarıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bazı aşiretler II. Abdülhamid'i “Bavê Kurdan” (Kürtlerin babası) olarak nitelendiriyordu.
Ancak bu sistemin sorunları da vardı. Alayların askerî otoriteye bağlılığı, aşiret reislerinin gücü ve bölgedeki sosyal dengeler zaman zaman ciddi tartışmalara yol açtı. 1897'de hazırlanan bir raporda disiplin sorunları ve aşiret reislerinin yerel güçlerinin artmasının oluşturduğu sıkıntılar açıkça belirtilmişti.
Hamidiye Alayları 1914'e nasıl geldi?
II. Meşrutiyet sonrasında teşkilatın yapısı değiştirildi. 1910'da “Aşiret Alayları” adı kullanılmaya başlandı; 1912'de ise alaylar birleştirilerek “Aşiret Süvari Fırkaları” oluşturuldu. Görevleri arasında keşif, baskın, düşmanı yanıltma ve oyalama, geri çekilen düşmanı takip etme ve çete savaşı gibi görevler bulunuyordu.
Dolayısıyla 1914'te Doğu Cephesi'nde gördüğümüz yapı, II. Abdülhamid dönemindeki Hamidiye teşkilatının doğrudan aynı isimle devam eden hali değil; yeniden düzenlenmiş Aşiret Alayları ve aşiret süvari birlikleri şeklindeydi. Bu ayrım önemli.
On binlerce kişilik aşiret kuvveti
Dönemin bir tablosunda çok sayıda aşiretin askerî mevcudu kaydediliyor. Bu tabloda 19.306 süvari ve 18.410 piyade olmak üzere toplam 37.581 kişi gösteriliyor. Listede Millî, Zilan, Sipkan, Haydaran, Cibran, Celali, Ertoşi, Gevdan, Şadili, Pinyan, Şidan, Kasıkan, Belideyi ve başka aşiretler yer alıyor.
Bu rakamı “1914 Hasankale'de aynı anda savaşan asker sayısı” olarak değerlendirmemek gerekir. Söz konusu tablo, Hamidiye teşkilatındaki aşiretlerin kayıtlı toplam askerî mevcuduna ilişkin bir listedir.
1914: Savaş Doğu'ya geliyor
I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Kafkas Cephesi Osmanlı-Rus savaşının en önemli alanlarından biri haline geldi.
Rus kuvvetleri 1 Kasım 1914'te Osmanlı sınırını geçti ve Erzurum istikametinde ilerledi. Osmanlı kuvvetleri Rus saldırısını Köprüköy civarında karşıladı. Kasım ayındaki çatışmaların ardından cephe kış şartlarına girdi ve savaş kısa süre sonra Sarıkamış Harekâtı'na uzandı.
İşte “Şerê Hesen Qela” kasidesinin anlattığı tarihsel atmosfer de bu büyük Kafkas Cephesi savaşının içerisinde şekilleniyor.
Kasidenin anlattığı Hasankale
Kasidede Hasankale artık sıradan bir yer değildir.
Topların dumanı gökyüzünü kaplar.
Süngüler çekilir.
Atlı birlikler ve askerler cepheye yürür.
Kardeşler birbirlerine yetişemez.
Yaralılar bir damla su bekler.
Anneler oğullarının akıbetini yolculardan öğrenmeye çalışır.
Kaside, savaşın büyüklüğünü “24 saat süngü savaşı” ifadesiyle anlatıyor ve Hasankale'yi adeta bir kıyamet alanı olarak tasvir ediyor.
Bu nedenle eser, yalnızca askerî bir olayın anlatımı değil; savaşın bölge insanının hafızasında bıraktığı duygusal izlerin sözlü bir kaydı olarak da okunabilir.
Mahmud Bey ve Bışar'ın anlatısı
Kasidenin bir başka önemli bölümü, aşiretlerin İstanbul'a telgraf çekerek yardım istemesini anlatıyor.
Ardından:
“İmdada eşira hati Màhmud Begê Millîyê”
yani,
“Aşiretlerin imdadına Millî Mahmud Bey geldi.”
ifadesi geliyor.
Devamında Rus toplarına yapılan hücum ve Bışar'ın şehit düşmesi anlatılıyor.
Burada kasidenin sözlü anlatısını tarihî kayıtlarla birbirinden ayırmak gerekiyor. Kasidenin verdiği isim ve olaylar, bölgesel savaş hafızasının önemli parçalarıdır; ancak her ayrıntının bağımsız askerî belgelerle doğrulandığı anlamına gelmez.
Kasidenin en ağır bölümü
“Şerê Hesen Qela”nın son bölümleri artık savaşın askerî boyutundan çok insanî felakete odaklanıyor.
Kan...
Savaş meydanında kalan bedenler...
Kuşlara ve hayvanlara kalan gençler...
Ve baba evine dönen gelinler...
Kaside, savaşın gerçek bedelini cephedeki asker kadar geride kalan ailelerin acısı üzerinden anlatıyor.
Sonunda tekrar aynı yakarış yükseliyor:
“Haylo lımın hewarê bıra halê nîzamê...”
“Haylo, imdat! Kardeşler, nizam askerlerinin hali...”
Bir kasideden bugüne kalan
“Şerê Hesen Qela”, resmî bir askerî rapor değildir. Bir ağıt ve sözlü tarih anlatısıdır.
Bu nedenle kasidede geçen olaylar, tarihî belgelerle birlikte ve anlatıcının bakış açısı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Ancak eserin değeri tam da burada ortaya çıkıyor:
Devlet arşivlerinin savaşın askerî tarafını anlattığı yerde, kaside savaşın halkın hafızasındaki tarafını anlatıyor.
Hasankale'nin top seslerini, aşiret savaşçılarının cepheye gidişini, yaralıların susuzluğunu, şehitleri ve geride kalan kadınların yasını...
Bir savaşın tarihini değil yalnızca; bir toplumun o savaşı nasıl hatırladığını da anlatıyor.
Not: Kasidede Mahmud Şevket Paşa'ya yönelik “altın karşılığında askerleri sattı” suçlaması, bu çalışmada tarihsel olarak doğrulanmış bir olgu şeklinde değil, kasidenin kendi anlatısı olarak aktarılmaktadır.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.
Benzer Haberler
Değerlerimiz Haberleri
Tümü2 bin 800 yıllık Şamran Kanalı için büyük hamle
Van’ın yaklaşık 2 bin 800 yıllık tarihi mirası Şamran Kanalı’nda temizlik çalışmaları sürüyor....
Van'da 800 Yıllık Tarih Aziz Bartalomeus Kilisesi Yok...
Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, Başkale'de bulunan yaklaşık 800 yıllık Aziz...
Tarihi Kaya Çelebi Camii Sonbaharda İbadete Açılacak
Van'ın önemli tarihi yapılarından biri olan Kaya Çelebi Camii'nde restorasyon çalışmalarında...
Van İl Müftülüğü'nden Düğünlerde Sadelik Çağrısı
“Gösteriş Manevi Zaafın Göstergesidir”Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık, yaptığı açıklamada...
