BORSA
BIST 100 10.759,56 %3,64
Altın 6.222,90 ₺/gr %3,56
Bitcoin $77.359 %0,30
Dolar 49,96 ₺ %0,07
Euro 55,81 ₺ %0,26
Sterlin 67,01 ₺ %0,11
Gümüş 78,92 ₺/gr %5,74
Ethereum $2.243,21 %0,72
İsviçre Frangı 60,59 ₺ %0,02
Kanada Doları 35,75 ₺ %0,17
Avustralya Doları 35,14 ₺ %0,12
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00
Suudi Riyali 13,31 ₺ %0,22
BAE Dirhemi 13,61 ₺ %0,08
Rus Rublesi 0,62 ₺ %1,09
Çin Yuanı 7,51 ₺ %0,13
VAN 12°C 6.222,90 ₺/gr 49,96 ₺ 55,81 ₺
Anasayfa Makaledetay
Van Van Canavarı
19.10.2026 01:20

İstanbul’u sular altında bırakan yalnızca yağmur muydu? Peki, 1950’den bu yana derelerin başına ne geldi?

Yorumlar

Bardaktan boşalırcasına yağan yağmur, İstanbul’u sular altında bıraktı. Peki, bu felaket yalnızca gökyüzünden düşen yağmurun sonucu muydu?

14 Ekim’de başlayan sağanakta, Beykoz’da metrekareye 269,5 kilogram yağış düştü. 4  kişi hayatını kaybetti, kayıp olan 4 kişi hala aranıyor.  Çok sayıda vatandaş mahsur kaldı. Binlerce ihbar ekipleri harekete geçirdi.

Ancak mesele yalnızca yağışın şiddeti değil.

Yıllar içinde daraltılan dere yatakları, betonlaşan yüzeyler ve doğal su akışının bozulması, yağmur suyunun toprağa karışmasını zorlaştırıyor. Su emilemeyince yüzeyde birikiyor; drenaj sistemi bu yükü taşıyamadığında sokaklar göle dönüşüyor.

Peki şehirlerimizi planlarken bu ihtimal ne kadar hesaba katılıyor? Dere yataklarının çevresindeki yapılaşma, yağmur suyu altyapısının kapasitesi ve yeşil alanların azalması yeterince sorgulanıyor mu?

Elbette her taşkını tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Ancak bilimsel araştırmaların işaret ettiği riskler ortadayken, her felaketten sonra yalnızca yağmurun şiddetini konuşmak da yeterli değil.

İstanbul’un ihtiyacı sadece daha fazla mazgal değil; sağlam altyapı, korunan dere yatakları, geçirgen zeminler ve bilimsel şehir planlaması ve en önemlisi her feleaketten sonra verilen sözlerin unutulmayıp tutulması.

 

Şöyle biraz geçmişe gidelim… Tarihler 2009.

İstanbul’da yağmur sele dönüştü Cendere ve Ayamama dereleri taştı. 31 vatandaşımız hayatını kaybetti. Dere yataklarındaki yapılaşmalar tartışma konusu oldu.

O günlerde, “Derenin intikamı ağır olur” denildi. Dere yataklarında yapılaşmaya izin verilmeyeceği, mevcut yapıların da yıkılacağı yönünde açıklamalar yapıldı.

Ancak aradan yalnızca dört yıl geçti. Felaketin acısı unutuldu. Derelerin iki yanında 100 metre olduğu belirtilen yapılaşma sınırının, 2013 yılında İSKİ tarafından 10 metreye kadar düşürüldü. Ardından bugün Vadi İstanbul olarak bilinen projenin temeli atıldı.

Peki, aradan geçen yıllarda ne değişti?

Uzmanların dikkat çektiği temel sorunlardan biri, derelerin doğal yayılma alanlarının daraltılması ve yüzeylerin betonlaştırılması. Su toprağa sızacak, yayılacak alan bulamadığında akış hızlanıyor; drenaj kapasitesi yetersiz kaldığında taşkın riski büyüyor ve sele dönüşüyor.

İstanbul’da 1950 yılından itibaren 100’den fazla ana dere, yer altına alındı ya da beton kanallara dönüştürüldü. "Son günlerde yaşanan sel felaketinin yoğun yaşandığı bölgelerde, bu derelerin "makus talihi" yatıyor." Sadece İstanbul değil! Bu Makus Talih malesef ülkemizin dört bir yanına sirayet etmiş durumda.

Su hafızasını kaybetmiyor. Dere yatağını daraltsanız da, üzerini kapatsanız da suyun doğal akışını sonsuza kadar değiştiremezsiniz.

Çünkü su akar… Ve eninde sonunda yolunu bulur.

Dert değil, Ders çıkarmak ümidi ile...

 



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu