Dijital yalnızlık: Hiç bu kadar kalabalık, hiç bu kadar yalnız olmamıştık
İnsanlık tarihinde belki de hiç bu kadar kolay iletişim kurabildiğimiz bir dönem olmadı. Dünyanın öbür ucundaki birine saniyeler içinde ulaşabiliyor, yüzlerce insanın hayatını takip edebiliyor, binlerce kişiyle aynı dijital ortamı paylaşabiliyoruz.
Ama garip bir çelişki yaşıyoruz..
İletişim imkânlarımız arttıkça, gerçek bağlarımız zayıflıyor.
Bir restorana bakın. Aynı masada oturan dört insan, dört ayrı ekrana bakıyor.
Bir eve bakın. Herkes aynı salonda ama herkes başka bir dünyada.
Bir arkadaş toplantısına bakın. Sohbetin ortasında telefonlar kontrol ediliyor, bildirimler gerçek insanların önüne geçiyor.
Artık yalnız kalmak için tek başımıza olmamız gerekmiyor.
Kalabalıkların içinde de yalnızız.
Sosyal medyada yüzlerce arkadaşımız, binlerce takipçimiz olabilir. Paylaşımlarımız beğenilebilir, fotoğraflarımıza yorumlar yapılabilir. Ancak zor bir gün geçirdiğimizde gerçekten konuşabileceğimiz kaç insanımız var?
Bizi kaç kişi gerçekten dinliyor?
Ve biz kaç kişiyi gerçekten dinliyoruz?
Psikoloji ve halk sağlığı araştırmaları, yalnızlığın yalnızca duygusal bir mesele olmadığını gösteriyor. Süreğen yalnızlık ve sosyal izolasyon; depresyon, uyku bozuklukları, kardiyovasküler hastalıklar ve erken ölüm riskiyle ilişkili bulunuyor.
Elbette dijital teknoloji tek başına yalnızlığın nedeni değil. Hatta doğru kullanıldığında insanları birbirine yaklaştırabiliyor. Ancak yüz yüze ilişkilerin yerini sürekli ekranların alması, sosyal bağlarımızın niteliğini olumsuz etkileyebiliyor.
Belki de çağımızın en büyük sorunlarından biri, görünür olmayı anlaşılmakla, takip edilmeyi sevilmekle, mesajlaşmayı sohbet etmekle karıştırmamız.
Çocuklarımızla aynı evdeyiz ama onları yeterince dinliyor muyuz?
Anne babalarımızı aramak yerine mesaj göndermekle yetiniyor muyuz?
Dostlarımızın hayatını sosyal medyadan takip ederken gerçekten nasıl olduklarını sormayı unutuyor muyuz?
Teknoloji geliştikçe insan ilişkilerimizin de gelişmesi gerekirdi. Oysa bazen en yakınımızdaki insanlara bile uzaklaşıyoruz.
Belki biraz daha az ekrana, biraz daha fazla birbirimizin yüzüne bakmalıyız.
Birlikte yemek yemeli, uzun uzun sohbet etmeli, birbirimizi dinlemeliyiz.
Çünkü insanın ihtiyacı yalnızca iletişim kurmak değil; anlaşılmak, önemsenmek ve bir yere ait hissetmektir.
Ve unutmayalım..
Bir insanın binlerce takipçisi olabilir ama derdini anlatabileceği tek bir insanı olmayabilir.
Çağımızın en büyük yalnızlığı belki de budur..
Herkese ulaşabiliyoruz, ama birbirimize dokunamıyoruz.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Doç. Dr. Remzi SARIKAYA
Sağlıklı Yaşam1987 Muş MALAZGİRT doğumlu. İlk ve ortaokulu Ağrının Patnos ilçesinde okudu. Liseyi 2001/2005 yılları arasında Van Alpaslan Anadolu Öğretmen Lisesinde okudu. 2011 yılında 19...
Tüm Yazılarını Gör